9 Mart 2010 Salı

Danıştay'dan 4C kararı

Danıştay 12. Dairesi, 4 Şubat 2010 tarihli Bakanlar Kurulu
Kararı'nın, TEKEL işçilerinin de aralarında bulunduğu geçici personelin
4/c'ye geçiş için 30 günlük süre içinde ilgili kurumlara başvurmasını
öngören hükmünün yürütmesini durdurdu.


TEK GIDA-İŞ Sendikası, Bakanlar Kurulu'nun,"Kamu Kurum ve
Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici
Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Karar"
ın 2. maddesi (1/a) bendinde yer alan "30 günlük süre içinde"ibaresi, bunun dayanağı Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "30 gün içerisinde"ibaresinin
iptali ile davacı sendika üyeleri açısından, 31 Ocak 2010 itibariyle iş
akitleri kamu tarafından feshedilmiş ve 30 günlük sürenin 2 Mart
2010'da doluyor olması da gözetilerek, öncelikle idarenin savunması
alınıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle
Danıştay'da dava açmıştı.


Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay 12. Dairesi, geçici
personelin 4/c'ye geçiş için 30 günlük süre içinde ilgili kurumlara
başvurmasını öngören hükmünün yürütmesini durdurdu.


31 Ocak 2010 itibariyle iş akitleri kamu tarafından feshedilen TEKEL
işçileri
ne 4/c'ye geçiş için tanınan 30 günlük süre yarın doluyordu.


Daire kararının gerekçesinde, temel hak ve çalışma hayatına ilişkin
bir konuda Bakanlar Kurulu'nun başka bir kararına atıfla süre
zorunluluğunun getirilmesinin hukuka aykırı olduğu kaydedildi.


Kaynak: cumhuriyet.com.tr

Çevre Denetimi Yönetmeliği Söyleşisi







Tarih:

04.03.2010



Çevre Denetimi Yönetmeliği Söyleşisi
Yer: Dokuz Eylül ÜniversitesiÇevre Mühendisliği Bölümü Kantini
Tarih: 4 Mart 2010 Perşembe Saat: 12:15


İvme Genç

11 Ocak 2010 Pazartesi

Basın Açıklamasına Çağrı: TMMOB'yi Savunalım




Siyasal İktidar Saldırıyor
TMMOB'Yİ SAVUNALIM

28 Eylül 2009 tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, içerisinde TMMOB'nin de bulunduğu Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ile ilgili bir rapor yayınlanmıştır.

Ekleriyle birlikte 1861 sayfalık bu rapor, meslek örgütlerinin ülke ve dünya gündemi ile ilgili politika üretmelerinin ve anayasal yetkilerinin tehlike olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Siyasal iktidar, bu raporla Mesleki Demokratik Kitle Örgütlerimizi tasfiye etmeyi amaçlamakta; sistemin ihtiyaçları ve tekellerin çıkarları doğrultusunda odaları dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Siyasal iktidarın TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine yönelik bu saldırısına karşı devrimci demokrat mühendis, mimarlar olarak düzenleyeceğimiz basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir.

Yer: Taksim Tramvay Durağı / İstanbul

Tarih: 09 Ocak 2010 Cumartesi

Saat: 13.00
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

10 Kasım 2009 Salı

İMO ANKARA ŞUBESİ KÜÇÜK KURULU'NA GİRDİK!

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

İMO ANKARA ŞUBESİ’NDE BİR REZALET DAHA YAŞANDI. ŞUBE YÖNETİMİ KÜÇÜK KURUL İÇİN ÖZEL GÜVENLİK TUTTU. ÖZEL GÜVENLİK KİMLİK KONTROLÜ YAPARAK DEVRİMCİ MÜHENDİSLERİN ODALARINA GİRMELERİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI.


İÇLERİNDE YAYIN KURULU ÜYELERİMİZİN DE BULUNDUĞU DEVRİMCİ MÜHENDİSLER FİZİKİ ENGELLEMELERE RAĞMEN KÜÇÜK KURULA GİRDİ
.

İMO Öğrenci Kurultayı’nda öğrencilere fiziki ve sözlü saldırıda bulunan; ardından yapılan Küçük Kurullarda devrimci-demokrat mühendislere hakaretler eden; 11 Haziran’daki Küçük Kurul’da önce dışarıdan getirdikleri eli bıçaklı güruhla devrimci mühendislere saldırı düzenleten, ardından da polis barikatı arkasında toplantı yaparak yayın kurulu üyelerimizi odaya almama kararı alan; 13 Temmuz tarihinde de ikisi İstanbul’da biri Libya’da ikamet eden 5 yayın kurulu üyemize dönük sıkıyönetim savcılarını aratmayacak soruşturmalar açan İMO yönetimi anti-demokratik uygulamalarında sınırlarının olmadığını bir kez daha göstermiştir. İMO yöneticileri 4 Kasım’daki Küçük Kurul’a devrimci mühendisleri sokmamak için özel güvenlik görevlileri tutmuş, bu özel güvenlik görevlileri ise kimlik kontrolü yaparak ellerindeki listede ismi bulunmayanların odaya girmelerini engellemeye çalışmıştır. Bu yanıyla “TMMOB’de Demokrasi” sayımızda kullandığımız “muhaliflere kimlik kontrolü” karikatürümüz ne yazık ki gerçek olmuştur. 4 Kasım Küçük Kurul’unda yaşananlar şöyledir:

Tamamı İMO üyesi ve öğrenci üyesi olan Yayın Kurulu (YK) üyelerimiz Küçük Kurul’a katılmak için İMO’ya gittiğinde, önceki toplantılarda kullanılan fuaye girişinin (fuaye toplantı salonlarına açılmaktadır) kapalı olduğu, girişler için İMO’nun hizmet katlarına çıkış için kullanılan kapının açık olduğunu görülmüştür.

Odanın kapısında İMO yönetimi tarafından 4 Kasım Küçük Kurul’u için özel olarak tutulmuş, 7-8 özel güvenlik görevlisinin, yine yukarı katlarda da 3-5 güvenlik görevlisinin beklemektedir.

İMO Ankara Şubesi yönetiminde olan bir YK üyemiz Küçük Kurul salonuna girmek istediğinde özel güvenlik tarafından YK üyemize ismi sorulmuş ve önlerinde yer alan listede ismi yoksa içeri giremeyeceği söylenmiştir. YK üyemiz güvenliğe böyle bir yetkilerinin olmadığını, odanın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, kimseye isim söylemek zorunda olmadığını anlatmış, güvenlik şefi ise bu talimatı Yönetim Kurulu’ndan aldığını ve ne olursa olsun listede adı bulunmayanları içeri sokmayacaklarını belirtmiştir.

Bunun üzerine YK üyemiz kapıda bulunan İMO’nun kendi güvenlik personeline şube başkanını aramasını ve şube başkanına; “aralarında yönetim kurulu üyelerinin de olduğu oda üyelerinin içeri alınmamasını kabul etmediğimizi, her koşulda içeri gireceğimizi, bir an önce aşağıya gelerek bize bir açıklama yapması gerektiğini” söylemesini istemiştir. İMO’nun görevlisi şube başkanını aramış, ama başkan gelmemiştir. Bu bekleme döneminde bazı küçük kurul üyeleri kapıya gelmiş, bu duruma şahit olmuş, isimlerini güvenliğe söyleyerek içeri girmişlerdir. Yaşananlar, gelen insanlara aktarılmış bu duruma tepki gösteren, güvenlikle tartışan üyeler olmuştur.

Bekleme sırasında birçok trajikomik durum da gerçekleşmiştir. Örneğin tanımadığımız bir üye Küçük Kurul’a gelmiş ancak listede ismine rastlanmamıştır. Yukarıdaki Yönetim Kurulu üyelerinin kaş göz işaretiyle listede bulunmayan bu kişi Küçük Kurul salonuna sokulmuştur. Anlaşılan liste yasağı yalnızca devrimci demokrat mühendislere dönük uygulanmaktadır.

Hemen ardından artık İMO’da sıkça gördüğümüz bir durum tekrarlanmış, İMO binasına polis girmiştir. Polise burada ne aradıklarını, kimin isteğiyle geldiklerini sorduğumuzda; burada gerginlik olduğu gerekçesiyle şube başkanının kendilerini davet ettiğini söylemişlerdir. Gelen polisler yukarıya başkanla konuşmaya çıkmışlar, birkaç dakika sonra da geri gelmiş ve güvenlikle beraber beklemeye başlamışlardır. Daha sonra içeri rütbeli bir polis girmiş, durumu kontrol etmiş ve telsizden amiriyle konuşmuş, rapor vermiştir. Bu konuşmadan 10 dakika sonra ise polis odadan ayrılmıştır.

Bir başka trajikomik durum ise bir arkadaşımız lavaboyu kullanmak istediğinde yaşanmıştır. Güvenlik arkadaşımızı zor kullanarak engellemeye çalışmış, tepki arttırıldığında ise bir özel güvenlik görevlisinin refakatiyle arkadaşımız lavaboya gidebilmiştir.

Yine bir arkadaşımızın üst katta lokale gitmek istediğini belirtmesi üzerine (lokal girişi de aynı kapıdandır) lokalin kapalı olduğu güvenlik görevlisince belirtilmiştir. Tam o esnada iki kadın gelmiş, “Mühendis olmadıklarını, lokale yemek yemeğe geldiklerini” söylemişlerdir. İki dakika önce arkadaşlarımıza lokalin kapalı olduğunu söyleyen özel güvenlik, kadınları içeri almış çifte standartlı yaklaşımlarını bir kez daha ispatlamıştır. Bu, inanması güç ancak gerçek olayların tamamı kamera kayıtlarımızda yer almaktadır.

Avukatımız geldiğinde başkanla durumu konuşmak için yukarı çıkmak istemiştir. Güvenlik, avukatımızı önce engellemeye çalışmış, kısa bir tartışmanın ardından izin vermek zorunda kalmıştır. Avukatı çağırma gerekçemiz bir oda üyesinin odaya alınmamasını tutanak altına alması idi. Avukatımızın gelmesi ve tutanak olayını gündeme getirmemiz gerek özel güvenlikte, gerekse de yukarıda arkadaşlarımızı izleyen Yönetim Kurulu üyelerinde bir tedirginlik yaratmıştır.

Bu sırada listede isimleri olmadıkları gerekçesiyle içeri alınmayan ve dışarıda bekleyen devrimci demokrat mühendislerin sayısı 15’e ulaşmıştır. Avukatı beklerken arkadaşlarımız tarafından özel güvenliğe yönelik konuşmalar yapılmış, “her koşulda içeri gireceğimiz, ancak herhangi bir arbede istemediğimiz, hakkımız olduğu şekilde gayet sakince içeri girmek istediğimiz” belirtilmiş, zorluk çıkarmamaları istenmiştir. Avukatımızın işini tamamlamasının ardından giriş zorlanmış güvenlik aşılmıştır. Bu sırada ciddi bir arbede olmamış, güvenlik görevlileri fiziki engellemelerde bulunmuş ama başarılı olamamışlardır. İkinci katta içlerinde bir İMO Genel Merkez yöneticisinin bulunduğu 4-5 kişi yine arkadaşlarımızı içeri sokmamaya çalışsa da arkadaşlarımız içeri girmişlerdir.

Arkadaşlarımız içeri girdiğinde sakince buldukları yerlere oturmuşlardır. Bu sırada İMO’da yaşanan tüm bu antidemokratik sürecin perde arkasındaki aktörü İMO Yönetim Kurulu Saymanı daha önce yapmış olduğu gibi provokasyon yaratmaya çalışmış, ancak Küçük Kurul üyelerinde beklediği desteği görememiştir. Arkadaşlarımız “Provokasyon yapmamasını, buraya kavga çıkarmaya veya sorun yaratmaya gelmediğimizi, buranın bir parçası olduğumuzu, istemiyorsa kendisinin gidebileceğini” söylemişlerdir. Ardından Küçük Kurul Başkanı olarak söz almış ve İvmecileri odada görmek istemediklerini belirtmiştir.

Bunun üzerine arkadaşlarımız tarafından söz alınmış ve Küçük Kurul’da bulunma hakkımız olduğu, burasının demokrat tüm üyelere açık olduğu ifade edilmiştir. Kapalı kapılar ardında, polis barikatıyla yapılan ve bizim alınmadığımız toplantılarda bizle ilgili karar alamayacakları belirtilmiştir. Ayrıca Küçük Kurul’un yönetimin bir organı değil, tüm demokratların platformu olduğu, 5-10 kişi istemiyor diye kimseyi Küçük Kurul’dan atamayacakları, bizim de buranın bileşeni olduğumuz hatırlatılmıştır. Küçük Kurul’u devrimci-demokratların iradesi olarak gördüğümüz, buraya yönelik olumsuz bir tavırlarımızın olmadığı, bu platformu sahiplendiğimiz belirtilmiştir. Ayrıca, bırakın Küçük Kurulu, Yönetim Kurulu üyesi olan arkadaşlarımızın İMO Ankara Şubesi’nin tuvaletine ve lokaline bile polis ve özel güvenlik zoruyla alınmadığı ama buna boyun eğmeyeceğimiz, isterlerse çevik kuvvet-özel harekât vs.. bile çağırabilecekleri söylenmiştir. İMO’nun şu anki yönetiminin İMO ve TMMOB tarihinde ilklere imza attığı, kendi üyelerini kolluk kuvvetlerini kullanarak engelledikleri, hâlâ oda ağalığından vazgeçmedikleri belirtilmiştir.

Daha sonra iki Küçük Kurul üyesi söz almış ve arkadaşlarımızı sahiplenmişlerdir. Söz alanlar, Küçük Kurul’un demokratik bir mekanizma olduğunu, yaşanan olayların geçmişte kalması gerektiğini, arkadaşlarımızı dışarı atma gibi bir karar alamayacaklarını, burada arkadaşlarımızın da bulunma hakkı olduğunu söylemişlerdir. Bu konuşmadan sonra divan başkanı toplantıyı bitirmiştir. Toplantının bitirilmesinin ardından toplantıya katılan yaklaşık 100 kişiden yarısı salonda kalmış ve süreci arkadaşlarımızdan dinlemiş ve desteklerini ifade etmişlerdir.

Sonuç olarak İMO’da Mart ayından itibaren yaşanan ve mevcut yönetim anlayışı tarafından fiziki saldırı ve hakaretlerle başlayıp, polis barikatı arkasında toplantı düzenleme, soruşturma açma ve son olarak özel güvenlik görevlileri tutarak devrimci demokrat mühendisleri odadan tasfiye ve tecrit etmeye dönük çabalarına karşı önemli bir mevzi kazanılmış, İMO Küçük Kurulu’na girilmiş, söz alınmıştır. Devrimci demokrat mühendisler odalardaki antidemokratik uygulamalarına, baskı ve şiddete boyun eğmeyeceklerini 4 Kasım’daki Küçük Kurul’da bir kez daha göstermişlerdir.

TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı Sonuç Bildirgesi

Hazırlıkları 6 Mart 2009‘da başlayan Ankara Yerel Kurultayı kapsamında Eskişehir, Konya, Kayseri, Kırşehir, Yozgat, Kırıkkale, Nevşehir, Aksaray ve Afyon olmak üzere 9 ilde hazırlık toplantıları, 8 atölye çalışması, işyeri toplantıları, paneller, forumlar düzenlenmiş, bu sayede işsiz, kamuda veya özelde ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarına ulaşılarak TMMOB örgütlülüğünün yaygınlaştırılması; mühendis, mimar ve şehir plancıları nazarında sendikalaşma konusunun gündem haline getirilmesi amaçlanan sonuç bildirgesinin tam metni aşağıda yer almaktadır.

Ankara Yerel Kurultayı‘nda ekonomik kriz özelinde ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunlar, işsizliğin ve güvencesizliğin etkileri, asgari ücret, özlük hakları, kadın mühendis, mimar ve şehir plancılarının karşılaştıkları sorunlar başta olmak üzere tüm bu çalışmalar sırasında değerlendirilmiş ve tüm katılımcılarla beraber çözüm yolu aranmıştır.

TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı‘nın, mevcut sorunların değerlendirilmesi, bu sorunlara yönelik çözümlerin üretilmesi, değişen üretim süreçlerine ve biçimlerine dair TMMOB dâhil tüm örgütlenmelerin yeniden yapılandırılması, emeğe yönelik saldırılara karşı örgütlü bir güç olarak TMMOB‘nin toplumsal mücadele alanındaki yerini büyütmesi anlamında önemli bir dönüm noktası olduğu görülmektedir.

TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı sonuçları ve çözüm önerileri aşağıdaki şekildedir:

Ülkemizde 1980 darbesi sonrası uygulanmaya başlayan neo-liberal politikaların sonucu olarak, zaten yeterli olmayan bilim ve teknoloji gelişimi, üretim ve sanayileşmeye dayalı politikalar tamamen terk edilmiş, siyasi iktidarlar sermayenin çıkarlarına bütünüyle teslim olmuşlardır. Bugün AKP yine aynı anlayışla, sermayenin bu alandaki politikalarının doğrudan uygulayıcısı konumundadır.

Bilim ve teknolojiden uzaklaşma, sanayisizleşme, istihdam alanlarındaki daralmayı da beraberinde getirmiş ve var olan işsizler yedek ve ucuz iş gücü haline gelmiştir. Öte yandan üniversitelerimizin de bilimsel gelişim yerine sadece piyasaya hizmet üretmek için geçirdiği dönüşümün ve bununla beraber kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasının sonucu olarak her yıl binlerce mühendis, mimar ve şehir plancıları işsizliğe mahkûm edilmektedir. Mevcut durum, eğitim-insan gücü-istihdam dengesinin kurulamamasının ürünüdür.

Kapitalizmin ekonomik ve sosyal krizinin faturası daha önceki krizlerde de olduğu gibi emekçilere çıkarılmıştır. Özel sektörde kriz bahanesiyle işten atılmalar yaşanmış, işçilerin çalışma hakları gasp edilmiş ve işsizlik fonuna erişim kısıtlı, ödemeler yetersiz tutulmuştur. Bu düzenlemeler de yetmemiş, sermayeye işsizlik fonundan kaynak aktarılmıştır. Bütün emek kesimleri gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları da krizin faturasını ödemektedirler.

Siyasi iktidarlar tarafından uygulanan sermaye yanlısı politikalar nedeniyle çalışma koşulları giderek ağırlaşmış; esnek, süreli, süresiz vb. çalışma tiplerinin uygulanmaya başlaması ile günlük çalışma saatleri 12–16 saatlere kadar çıkartılmış, diğer taraftan da emeğinin karşılığını alamayan çalışanların ücretleri daha da geriletilmiş ve emek sömürüsü kolaylaşmıştır.

Mevcut koşullar emeğin toplumsallaşmasını engellemekte, mühendis, mimar ve şehir plancıları özelinde tüm emekçileri açık ve gizli işsizliğe, meslek dışı çalışmaya, düşük gelir düzeylerine ve mesleki tatminsizliğe sürüklemektedir.

Üretim ve hizmet sektöründe giderek ağırlaşan çalışma koşulları içinde, ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının hem mesleki, hem de toplumsal anlamda sorun ve sorumlulukları artmaktadır.

Bugünkü bağımlılaştırılmış yapısıyla ülkemizde, önemli bir kesimi hali hazırda mesleklerini icra edemeyen mühendis, mimar ve şehir plancılarını bekleyen gelecek; işsizlik, meslek alanları dışında istihdam ve mesleğe yabancılaşmadır.

Üretim sürecindeki konumları açısından mühendis, mimar ve şehir plancıları toplumsal emeğin bir bölümünü temsil etmektedir. Bu yüzden de mühendis, mimar ve şehir plancıları bilimi ve tekniği halkın çıkarları doğrultusunda kullanma sorumluluğundadır. Kamu kurumlarında veya özel sektörde ücretli çalışan veya işsiz mühendis, mimar ve şehir plancıları her koşulda işçi sınıfının ayrılmaz bir parçasını oluştururlar. Her meslektaşımız için gayet açık olmalıdır ki, bu olumsuz koşullara karşı durmanın yolu tüm emekçilerin örgütlü mücadelesinden geçmektedir.

Ülkemizde, tüm emekçilerin ve emekten yana sendika ve meslek örgütlerinin, sermayenin ve sermaye yanlısı siyasi iktidarın saldırılarına maruz kaldığı bu süreçte TMMOB de yoğun bir baskı altındadır. İktidar, TMMOB ve bağlı odalarının işleyiş, faaliyet ve etkinliklerini kontrol altına almak istemekte ve mücadele alanını daraltmak için yasa ve yönetmelik çalışmaları yapmaktadır. Anayasadan ve iç tüzüklerinden aldığı yetkilerle toplumsal ve mesleki alanlarda faaliyet yürüten, bu faaliyetleri halkın temel hak ve özgürlük taleplerinden ayrı düşünmeyen TMMOB ve bağlı Odaları ve bu birimlerin temel öznesi olan ücretli ve işsiz mühendis, mimar ve şehir plancıları var olan anti-demokratik uygulamalara boyun eğmeyecektir.

Sonuç olarak;

l - Mühendis, mimar ve şehir plancıları arasında ayrımcılığa yol açan her türlü uygulamaya ve başta "yetkin/yetkili mühendislik" ve "uzman mühendislik" gibi ayrımlara karşı mücadele etmek,

2- İstihdam büroları yasası, iş yasası, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasası vb. gibi emekçileri modern kölelik sisteminin bir parçası yapmaya çalışan tüm emek karşıtı yasaları reddetmek,

3- Sermaye için yeni "pazar", emekçi halklar için ise yıkım demek olan savaşa, ırkçılığa, şovenizme karşı mücadele ederken tüm dünya emekçi halklarının kardeşliğini savunmak,

4- Ülke kaynaklarına, bağımsız bir bilim ve teknoloji politikasına dayalı, planlı bir sanayileşme ve istihdamı savunmak,

5- Emekçiler için daha fazla yoksulluk ve işsizlikle sonuçlanan özelleştirmeler, taşeronlaştırmalar vb. kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması anlamına gelen uygulamaların karşısında durmak, daha önce özelleştirilen kaynaklarımızın tekrar kamulaştırılması yönünde mücadele etmek,

6- Çalışma saatlerinin azaltılmasıyla beraber istihdam alanında da genişleme yaşanacağı gerçeğinden hareketle, esnek çalışma saatlerine, sosyal güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmaya karşı örgütlü mücadele etmek,

7- Ülkemizde başta eğitim, sağlık ve mühendislik hizmetlerinin, AB müzakereleri, GATS vd. emperyalizme hizmet eden antlaşmalar doğrultusunda değil toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenmesini savunmak, bu çerçevede mühendislik hizmetlerinde ‘stajyerlik‘ uygulamaları adı altında gerçekleştirilmek istenen sömürü biçimini reddederek, her türlü sömürüye karşı tüm mühendis, mimar ve şehir plancıları ve diğer emek güçleriyle birlikte mücadele etmek,

8- Kadın mühendis/mimar/şehir plancılarının çalışma yaşamında cinsiyetçi iş bölümünden kaynaklı ucuz iş gücü olarak görülmelerine, meslek dışı iş yapmaya zorlanmalarına, doğum izinleri nedeniyle haksız ücret kesintilerine maruz kalmalarına ve toplumsal baskılar nedeniyle dillendirilemeyen tacizlere ve mobbing gibi uygulamalara karşı mücadele yürütmek,

9- 12 Eylül 1980‘den sonra çıkarılan ve kamu kuruluşlarında çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek odalarına üye olmalarını zorunlu olmaktan çıkartıp isteğe bağlı hale dönüştüren, TMMOB örgütlülüğünü zayıflatan yasanın iptal edilmesi ve örgütün gasp edilen haklarının yeniden kazanımı için hukuki ve siyasi mücadele yürütmek,

10- TMMOB‘nin meslek örgütü olmaktan kaynaklanan yapısı gereği mühendis, mimar ve şehir plancılarının sınıfsal temelde örgütlenme ihtiyacını karşılama olanağından yoksun olmasından hareketle; tüm emekçilerle birlikte örgütlenmesi için girişimlerde bulunmak,

11- TMMOB bünyesinde çalışan mühendis,mimar,şehir plancıları da dahil olmak üzere, tüm ücretli çalışan mühendis,mimar,şehir plancılarının sendikal örgütlülüğünü savunmak,

tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Bütün değerlendirmelerin ışığında TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı katılımcıları ve Anayasa‘nın 135. maddesinde tanımlanan, 66 ve 85 sayılı KHK ile değişik 6235 sayılı yasa ile kurulan ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan TMMOB bünyesindeki ücretli ve işsiz mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak, bilim ve mühendislik uygulamalarında toplumsal faydanın ve kamu yararının gözetilmesini esas alan politikalar oluşturacağımızı ve sermayenin siyasal iktidarı ve organlarınca uygulanmak istenen her türlü baskıya karşı, var olan emekten ve halktan yana mücadele geleneğini devam ettireceğimizi bir kere daha vurguluyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları

Ankara Yerel Kurultayı

Kaynak: ankara.emo.org.tr

9 Kasım 2009 Pazartesi

Mühendislik-Mimarlık Gazetesi Çıktı

Mühendislik-Mimarlık Gazetesi geçtiğimiz hafta üniversitelerin duvarlarını süsledi. İvme-Genç tarafından tasarlanan ve haftalık periyotla çıkarılması düşünülen duvar gazetesi, mühendislik, mimarlık mesleğinin sorunlarını ve ülke sorunları mühendislik, mimarlık öğrencilerinin sorunlarıyla birlikte ele almayı hedefliyor.

İlk sayısında;

yazılarına yer verilirken asılan duvar gazetelerine üniversitelerde ilgi yoğundu.

İvme Duvar Gazetesi 01

İvme Duvar Gazetesi 02

İvme Duvar Gazetesi 03

30 Ekim 2009 Cuma

Güler Zere İçin Açlık Grevi Başladı

24 Ekim 2009 Cumartesi günü İstanbul Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı'nda Tecrite Karşı Mücadele Platformu bileşenleri 3 günlük açlık grevine başladıklarını duyurdu. İvme Dergisi adına bir Yayın Kurulu üyemiz de destek amacıyla 3 günlük açlık grevine başladı.

Parkın girişine "Güler Zere ve Hasta Tutsaklar İçin 3 Günlük Açlık Grevindeyiz" yazan bir pankart asan Platform üyeleri girişte duvara bir Güler Zere maketi yerleştirdiler.

"Keyfiyete Son Verin Güler Zere'yi Serbest Bırakın" yazan bir pankart açılan eylemde; "AKP Bürokrasisi Güler Zere'yi Ölüme Terkediyor, Dr. Melek Erkişi Güler Zere'nin Ölüme Terkedilmesinden Sorumludur" yazan dövizler taşındı.

Platform adına basına bir açıklama yapan TAYAD Başkanı Av. Behiç Aşcı; "100 günü geçen zaman içinde insanı hasta eden bürokrasiyi bile işletmemişler, bu konuda özel bir irade ortaya koyarak yazışmaları dahi yapmamışlar, sorulduğunda ise bunu saklamışlardır. Bunu yapmış olsalardı bile herhangi bir engelin bulunmadığı gerçeğiyle yüz yüze geleceklerdi" dedi.

"Güler Zere'ye Özgürlük, Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur" sloganlarının atıldığı eylemden sonra parka kurulan çadırların altına geçilerek açlık grevine başlandı.

Eyleme destek vermek için gelen Grup Yorum üyeleri; "Bu direnişte beraberiz, burada türkülerimizi Güler Zere için söyleyelim" diyerek bir dinleti verdiler.